29 Mart 2011 Salı

"Perdeler kalksa Yakinim artmaz."

Perdeler kalksa Yakinim artmaz.
Ali (k.v.)

Sıfatlarla perdelenmiş olan kişi, ancak sıfat görür. Zatı kaybeden kişidir ki sıfatlarda kalır. Oğul, Allah'a ulaşanlar, zata gark olmuşlardır. Artık onlar sıfatlara nazar ederler mi ?

Mevlânâ Celaleddin-î Rûmî (k.s.)

İrfan sahipleri, hep Allah'ın Zat'ı ile olmaktadırlar; sıfat ve isim tecellilerinin zuhuru olan geçici şeylere uymazlar.

Abdulkadir Geylani (k.s.)

İlim sabit, haller gidicidir.

Muhyiddin İbn Arabi (k.s.)

Alemlerin Rabbı olan Allah'ın tevhidine ilimle erilir.

Abdulkadir Geylani (k.s.)

Medresemiz aşktır, müderrisimiz ululuk sahibi, bizse (O ululuk sahibi Zat hakkında!) bilgi elde etmeye uğraşan talebeleriz.

Mevlânâ Celaleddin-î Rûmî (k.s.)

Oysa Ben, gölgesi olmayan bir nur’um; sen ise imkan dahilinde olman için, gölgeyle karışmış bir nursun.

Allah o “mümkün varlıklara”, imkanları ve kabul istidatları nispetinde varolmalarını (tekvin) emredince, o varlıklar Onu görmek için süratle koştular.

Mümkün varlık, varoluş haline geçince, nurla boyandı. Böylece adem, yokluk, yok oldu. Mümkün varlık iki gözünü birden açtı ve katıksız iyilik, saf güzellik gördü. Fakat ne olduğunu bilemedi, anlayamadı

Mümkün varlık, nur ile boyanınca, sol tarafa yöneldi ve baktı; ve adem’i yokluğu gördü; onu tahkik etti, inceledi. Yokluğun kendinden çıktığını görünce, “Bu da ne?” dedi.

Bunun üzerine sağ taraftan nur ona şöyle dedi: “İşte, o sensin! Eğer sen kendin nur olsaydın, gölge diye bişey olmazdı; baksana, ben nurum ve gölgeyi gideriyorum. Senin üzerinde bulunduğun nura gelince, zatında bana teveccüh edip yönelmenden dolayı, sende o nur gözükmektedir; bu da senin Ben olmadığını bilmen için böyledir.

Oysa Ben, gölgesi olmayan bir nur’um; sen ise imkan dahilinde olman için, gölgeyle karışmış bir nursun. Buna göre, şimdi eğer sen kendini Bana mensup sayarsan, Ben seni kabul ederim; yok eğer sen kendini “adem”e, yokluğa mensup sayarsan, o seni kabul eder.

Dolayısıyla şimdi sen vücudla adem, varlıkla yokluk, hayırla şer arasındasın. Eğer sen gölgenden yüz çevirirsen, imkan dahilinde olmandan yüz çevirmiş olursun; imkan dahilinde olmaktan yüz çevirdiğin zaman da, Beni bilemezsin.

Öyleyse sen Bana, seni kendi gölgenden büsbütün yok edecek bir bakışla bakma; yoksa o zaman sen, Ben olduğunu iddia edersin ve böylece bilgisizlik içine düşersin. Aynı şekilde, gölgene de, seni Benden büsbütün yok edecek tarzda bakma, yoksa o tarz bakış sana sağırlık getirir. O zaman da seni niçin yarattığımı bilemezsin.

Öyleyse, kimi zaman öyle ol, kimi zaman böyle ol! Allah senin için iki gözü, ancak birisiyle Beni müşahade edesin, diğeriyle de kendi gölgeni göresin diye yaratmıştır.

Muhyiddin ibn Arabi (r.a.)

28 Mart 2011 Pazartesi

rizk/mal

Peygamber’imiz (s.a.v.) buyuruyor ki:
"zengin - fakir herkes kıyamet günü keşke dünyada bana sadece zaruri geçimimi sağlayacak kadar mal verilseydi diye temenni edecektir."

Yine peygamber'imiz (s.a.v.) buyuruyor ki:
"zenginlik mal çokluğu ile olmaz. Gerçek zenginlik, gönül zenginliğidir."

öteyandan peygamber'imiz (s.a.v.) şiddetli ihtirasa kapılmayı ve doyumsuz bir istekle varlık peşinde koşmayı yasaklayarak söyle buyurmuştur:

— ey insanlar! Sözüme kulak verin! Varlık ihtirasına kapılmadan mal kazanmaya girişiniz. Çünkü hiç bir kul kendisine ayrılan paydan daha fazlasını elde edemez ve yine hiç bir kul istese de istemese de dünyadaki nasibini tamamen ele geçirmeden oradan göçmez.

Bildirildiğine göre Hz. Musa (a.s.), Allah (c.c.)'a hangi kul zengindir? diye sorar.
Allah (c.c.) benim kendisine verdiğime en çok kanaat eden diye buyurur.
yine Hz. Musa (a.s.), Allah (c.c.)'a peki, en adil kul kimdir? diye sorar Allah (c.c.)`da kendine karşı hakka uygun davranandır diye buyurur.

peygamberimiz (s.a.v.) söyle buyurdu:
— ruh-ul Kudüs (Cebrail a.s) bana rızkını tüketmeden hiç kimsenin ölmeyeceğini bildirdi. o halde Allah (c.c.)'dan korkun ve meşru şekilde kazanç peşinde koşun.

İmam-ı Gazali (k.s)