Eğer Hak, seni gaflet uykusundan uyandırırsa, kaçırdığın amelin en hayırlısını işle.Ben hakkı söylüyorum. Korkusunu müşahede etmediğin korku makamını talep et ve orada uyanık ve ferasetli ol. Veh-bin lezzetini tadan kimse, kesp ile sevinmez ve kesbi kullanmaya güç yetiremez. Her hicabın aslı, içindeki lezzetin varlığıdır. Sana gösterdiğim her şey, Allah'ın dini ile kaim olanla kaim, onun sünnetini ihya eden vezirlerin vasıflarıdır.
Allah'ın kapısından ayrılma, gözlerin hakirce baktığı, Allah'ın ahbaplarının yanında sabırlı ol. Bil ki, onları Hakkın katında yücelten, gözlerin onlara hakirce bakıyor olmasıdır.
Muhyiddin ibn Arabi hz.(r.a.)
"Kula lâzımdır ki, zaman haddini unutturmaya.." imam rabbani(k.s.) _________________________________________________________________________
22 Eylül 2012 Cumartesi
9 Eylül 2012 Pazar
Balık gibi dünya ağına tutuldu da denizden uzak kaldı; sonra da oltaya tutulmamış sanıyor kendini.
Balık gibi dünya ağına tutuldu da denizden uzak kaldı; sonra da oltaya tutulmamış sanıyor kendini.
hz Mevlana Celaleddin Rumi(ks)
Divan-ı Kebir
hz Mevlana Celaleddin Rumi(ks)
Divan-ı Kebir
Bütün ruhların, meleklerin ve kevne gelenlerin mihrabı, O'nun Ruhu olan Zât'a salât eyle Allâh'ım!..
"Allâhümme salli 'alâ men rûhuhû mihrâbul ervâhı vel melâiketi vel kevn... Allâhümme salli 'alâ men huve imâmul enbiyâi vel murseliyn... Allâhümme salli 'alâ men huve imâmu ehlil cenneti 'ıbadillâhil mu'miniyn"
Anlamı:
Bütün ruhların, meleklerin ve kevne gelenlerin mihrabı, O'nun Ruhu olan Zât'a salât eyle Allâh'ım!.. Bütün Nebilerin ve mürselînin (Rasûllerin) imamı olan O Zât'a salât eyle Allâh'ım!.. Allâh'ın mümin kulları cennet ehlinin imamı olan O Zât'a salât eyle Allâh'ım.
Bilgi:
Bundan üç yüz sene evvel zamanın "GAVS"ı olan Seyyid Abdülaziz Ed Debbağ, bu manevî görevi dolayısıyla, bütün "DİVAN" (1) toplantılarına da katılırdı.İşte bu toplantılardan birinde, Rasûlullâh (s.a.v.)'in kızı olan Hazreti Fâtıma (r.a.) ile arasında cereyan eden olayı şöyle anlatıyor:
"DİVAN" toplantılarından birindeydik... Ben, Rasûlullâh Efendimiz'in sağında oturuyordum diğer arkadaşlarla beraber... Karşı tarafta da bazı kadın evliyalar ile diğer mânâ büyükleri oturuyordu...
Derken Hazreti Fâtıma geldi ve onların önüne oturarak, cennet lisanı ile şu salâvatı şerîfeyi okudu... Cennet lisanından her bir kelime veya cümle bir harf ile ifade edilebilir... Kur'ân-ı Kerîm'in bazı sûre başlarında yer alan elif, lâm, mim, nun, ra, ta, ha gibi harf dahi bu cennet lisanındandır. Bu şekilde okunan bu salâvatı dinledikten sonra, yanına gidip sordum Hazreti Fâtıma'ya...
— Nedir bu salâvatın ecri yâ Fâtıma?.. Cevap verdi:
— Her kim bu salâvata devam ederse, onun hakkını ödemeye yeryüzündeki bütün ağaçlar, yapraklar, taşlar ve molozlar mücevher olsa, gene de yetmez!..
Bu kadar büyük ecri olacağına inanamadım!.. Hemen Rasûlullâh (s.a.v.)'in yanına gittim ve sordum, buyurdu ki:
— Fâtıma söylemiş ya, daha ne istiyorsun!.. Aynen O'nun dediği gibi!..
Bunun üzerine ilk işim, bu salâvatı şerîfeyi Arapçaya çevirmek oldu." DUA ve ZİKİR Ahmed Hulusi
Anlamı:
Bütün ruhların, meleklerin ve kevne gelenlerin mihrabı, O'nun Ruhu olan Zât'a salât eyle Allâh'ım!.. Bütün Nebilerin ve mürselînin (Rasûllerin) imamı olan O Zât'a salât eyle Allâh'ım!.. Allâh'ın mümin kulları cennet ehlinin imamı olan O Zât'a salât eyle Allâh'ım.
Bilgi:
Bundan üç yüz sene evvel zamanın "GAVS"ı olan Seyyid Abdülaziz Ed Debbağ, bu manevî görevi dolayısıyla, bütün "DİVAN" (1) toplantılarına da katılırdı.İşte bu toplantılardan birinde, Rasûlullâh (s.a.v.)'in kızı olan Hazreti Fâtıma (r.a.) ile arasında cereyan eden olayı şöyle anlatıyor:
"DİVAN" toplantılarından birindeydik... Ben, Rasûlullâh Efendimiz'in sağında oturuyordum diğer arkadaşlarla beraber... Karşı tarafta da bazı kadın evliyalar ile diğer mânâ büyükleri oturuyordu...
Derken Hazreti Fâtıma geldi ve onların önüne oturarak, cennet lisanı ile şu salâvatı şerîfeyi okudu... Cennet lisanından her bir kelime veya cümle bir harf ile ifade edilebilir... Kur'ân-ı Kerîm'in bazı sûre başlarında yer alan elif, lâm, mim, nun, ra, ta, ha gibi harf dahi bu cennet lisanındandır. Bu şekilde okunan bu salâvatı dinledikten sonra, yanına gidip sordum Hazreti Fâtıma'ya...
— Nedir bu salâvatın ecri yâ Fâtıma?.. Cevap verdi:
— Her kim bu salâvata devam ederse, onun hakkını ödemeye yeryüzündeki bütün ağaçlar, yapraklar, taşlar ve molozlar mücevher olsa, gene de yetmez!..
Bu kadar büyük ecri olacağına inanamadım!.. Hemen Rasûlullâh (s.a.v.)'in yanına gittim ve sordum, buyurdu ki:
— Fâtıma söylemiş ya, daha ne istiyorsun!.. Aynen O'nun dediği gibi!..
Bunun üzerine ilk işim, bu salâvatı şerîfeyi Arapçaya çevirmek oldu." DUA ve ZİKİR Ahmed Hulusi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)