"Kula lâzımdır ki, zaman haddini unutturmaya.." imam rabbani(k.s.) _________________________________________________________________________
4 Nisan 2012 Çarşamba
Sensiz görüşten, bakıştan hoşlanmıyorum. Zaten ben gönül hastasıyım, hoş değilim!
» Oğlum elimi tut, ben hoş değilim! Ey fidan boylum, ben hoş değilim!
Hayır hayır! Elimi bırak, benim hastalığım başka türlü bir hastalık! Benim gönlüm hasta! Ey gönül derdimin devası! Ben hoş değilim!
Sen beni bırakıp gittiğinden beri gücüm, kuvvetim, sabrım, takatım gitti. Sen gittin gideli ben hoş değilim!
Kollarını aç; kemer gibi bana sarıl! Dikkat et, bu kemer olmadıkça ben hoş değilim!
Ey doktor ! Benim kuvvetim yok. Elini nabzıma koy da anla, ben hastayırn, hoş değilim!
"Sen gönül hastası değil misin?" diye ne soruyorsun? Dudağının kadehi olmadıkça ister haberim olsun, ister olmasın, ben hoş değilim!
Her an gözlerimi kapıyorum. Çünkü sen olmayınca bir şeyi görmek isterniyorum. Sensiz görüşten, bakıştan hoşlanmıyorum. Zaten ben gönül hastasıyım, hoş değilim!
HZ MEVLANA DIVAN-I KEBIR (c.IV,1659-)
1 Nisan 2012 Pazar
Düşünce Elçileri
El Bais ismi Allah hakkındaki inançlarına, düşüncelerine göre insanların batınlarına düşünce elçilerini gönderirken onların zahirine nebi, nebilik ve risalet gibi ifadelerle bilinen elçileri gönderir. Akıllı insan Allah hakkında kendi nezdinde bulunan inancı O' nun katından gelen peygamberlerin bildirdikleri vahiy nedeniyle terk eden kimsedir. Peygamberlerin getirdikleri bilgiler fikir elçilerinin insanın batınına getirdiği bilgilerle uyuşursa, bu uyuşma nedeniyle akıllı insan Allah'a şükreder ; peygamberin getirdiği bilgiyle düşünce elçisinin hükmü arasında görüş ayrılığı ortaya çıktığında ise zahirdeki peygambere uymak ve batının peygamberinin belasından ve afetinden uzak kalmak şarttır. Böyle yaparsan Allah'ın izniyle saadete erersin. Bu sözler selim akıl sahibi kabiliyetli herkese yönelik nasihatimdir. " De ki, Rabbim bilgimi artır. " (Taha 20/114)
Fütuhat c17,s73 - Muhyiddin İbn Arabi (k.s.)
Müşrik Hakkın varlığına iman etmişken O' nun birliğine iman etmemiştir.
Müşrik Hakkın varlığına iman etmişken O' nun birliğine iman etmemiştir. Hakkın varlığı ise Haktır (gerçek). Demek ki müşrik bir açıdan Hakka iman eden kişidir ve bu nedenle de ortağın varlığına iman ettiği sürece batıla imanı saf değildir. Bu durumda müşrikin imanı bölünmüş demektir. Dolayısıyle uluhiyetindeki birliği itibarı ile Hakka iman edenin imanı kadar güçlü olamaz. Allah şöyle der: " Onların çoğu Allah'a iman etmez " (YUSUF-12/106) Halbuki Allah'ın birliğine dememiştir. ' Onlar müşriklerdir '. Fakat şirk gizli ve açık olmak üzere iki kısımdır. Allah'ın birliğine iman eden O' nun varlığına iman eden kimse iken Allah'ın varlığına iman eden herkes birliğine de iman etmiş olmaz. Bu durumda imanın gücü bakımından daha aşağı derecede kalır. Çünkü batıla iman edenin imanı yokluğa dayanır ve bu nedenle hakikat ortaya çıktığında ondan cayar. Hakkın birliğine iman eden ise gerçek bir şeye dayanır ve istinat eder ; dayandığı şey onu destekler ve ondan caymaz.
Fütuhat c17,s90 - Muhyiddin İbn Arabi (k.s.)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)