“…Allâh’a hamd olsun, de!..” (el-İsrâ, 111)
“Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allâh’a mahsustur…” (el-En’âm, 1)
“…Onların duâları; «Bütün hamd ü senâlar, âlemlerin Rabbi Allâh’a mahsustur.» diye son bulur.” (Yûnus, 10)
“Hamd, Âlemlerin Rabbi Allâh’a mahsustur.” (fatiha 1)
“…Kullarımdan şükredenler pek azdır.” (Sebe, 13)
“Ben’i zikredin; Ben de sizi zikredeyim! Bana şükredin; sakın küfrân-ı nîmette bulunmayın!” (el-Bakara, 152)
“…Eğer şükrederseniz, elbette size olan (nîmetlerimi) artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azâbım çok şiddetlidir!” (İbrâhîm, 7)
“…Şükreden, ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Allâh hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü hamde lâyıktır.” (Lokmân, 12)
"Kula lâzımdır ki, zaman haddini unutturmaya.." imam rabbani(k.s.) _________________________________________________________________________
3 Aralık 2009 Perşembe
“İman sahibi, yüzden sevinçli görünür, ama içi yanar.”
Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyururlar:
“İman sahibi, yüzden sevinçli görünür, ama içi yanar.”
İman sahibi, kalbindeki hüznü yüzünün şenliği ile örter. Bunu ancak iman sahibi yapar. İmanı kuvvetlendikçe, nefsine daha çok hâkim olur. İçinden çok düşünür; tefekkür âlemine dalar. Çok ağlar, az güler.
Peygamber (s.a.v) Efendimiz, bunu da anlatırken buyururlar ki:
“İman sahibi, Mevlâ'sına kavuşuncaya kadar rahata eremez.”
İmanlı kişi, çalışır, kazanır, ama içten Mevlâ ile olur. Zahirde kullarla, ev halkı ile olur; ama iç âlemi Rabb’ine dönmüştür. İç âlemi o kadar zengindir ki, bunu kimse bilemez. O da bu sırrını kimseye demez. Ne hanımı, ne çocukları, ne komşusu, ne de halktan biri bilir. Onun iç âleminin zenginliğini, Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in şu yüce kelâmı bildirir:
“İşlerinizi gizli tutarak yürütmeye gayret ediniz.” Her iman sahibi bunu yapmaya alışmak zorundadır. Sonra kendisi pişman olur. Aksi hâlde dilinden bir söz zuhur ederse, hemen başka lâfla kapatmalıdır. Söylediğine pişman olmalı ve Allah'tan af dilemeli!
Geylani Hazretleri
(k.s.)
“İman sahibi, yüzden sevinçli görünür, ama içi yanar.”
İman sahibi, kalbindeki hüznü yüzünün şenliği ile örter. Bunu ancak iman sahibi yapar. İmanı kuvvetlendikçe, nefsine daha çok hâkim olur. İçinden çok düşünür; tefekkür âlemine dalar. Çok ağlar, az güler.
Peygamber (s.a.v) Efendimiz, bunu da anlatırken buyururlar ki:
“İman sahibi, Mevlâ'sına kavuşuncaya kadar rahata eremez.”
İmanlı kişi, çalışır, kazanır, ama içten Mevlâ ile olur. Zahirde kullarla, ev halkı ile olur; ama iç âlemi Rabb’ine dönmüştür. İç âlemi o kadar zengindir ki, bunu kimse bilemez. O da bu sırrını kimseye demez. Ne hanımı, ne çocukları, ne komşusu, ne de halktan biri bilir. Onun iç âleminin zenginliğini, Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in şu yüce kelâmı bildirir:
“İşlerinizi gizli tutarak yürütmeye gayret ediniz.” Her iman sahibi bunu yapmaya alışmak zorundadır. Sonra kendisi pişman olur. Aksi hâlde dilinden bir söz zuhur ederse, hemen başka lâfla kapatmalıdır. Söylediğine pişman olmalı ve Allah'tan af dilemeli!
Geylani Hazretleri
(k.s.)
dua
Allah’ım, duygularımızı itaatinde kullan. Kalplerimizi marifet nurunla doldur. Hayatımız boyunca yolunda kalmak için bizlere başarı ihsan eyle! Bizleri geçmişteki iyilere kat. Onlara verdiğini bize de nasip et. Onlara zatını vermiştin; bize de ver!
Âmin!
Geylani Hazretleri
İlahi Armağan
Âmin!
Geylani Hazretleri
İlahi Armağan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)